
Larenks Kanseri (Gırtlak Kanseri) Nedir?
Larenks kanseri, halk arasında gırtlak kanseri olarak bilinen, larenks (gırtlak) bölgesinde gelişen malign tümörleri ifade eder. Larenks, nefes borusunun üst kısmında yer alan, ses tellerini barındıran ve yutma ile solunum arasında koordinasyon sağlayan hayati bir anatomik yapıdır. Bu bölgede ortaya çıkan kanserler, erken dönemde ses kısıklığı gibi sinsi belirtiler verebilir ve genellikle kronik ses kısıklığı şikâyetiyle KBB uzmanına başvuran hastalarda saptanır.
Larenks kanseri, baş-boyun kanserleri arasında en sık karşılaşılan türlerden biridir. Dünya genelinde her yıl yaklaşık 180.000 yeni olgu tanımlanmaktadır. Erkeklerde kadınlara göre belirgin şekilde daha fazla görülür ve bu durum, sigara ile alkol tüketiminin yüksek olmasıyla doğrudan ilişkilidir. Türkiye’de sigara tüketiminin yaygınlığı nedeniyle larenks kanseri insidansı özellikle yüksektir. Erken teşhis edildiğinde tedavi başarısı yüksek olan bu hastalık, ileri evrede ise yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilir.
Larenksin kendi içinde üç anatomik bölgeye ayrılması, kanserin yerleşim yerine göre farklı klinik tablolar ortaya çıkarması açısından büyük önem taşır. Tümörün hangi bölgede başladığı, hem ilk belirtileri hem de tedavi seçeneklerini doğrudan belirler. Bu nedenle her larenks kanseri olgusu, bireysel değerlendirme ve kişiselleştirilmiş tedavi planı gerektirir.
Larenksin Anatomisi ve Kanserin Gelişim Bölgeleri
Larenks, boyunun ön tarafında, 3. ile 6. servikal vertebra seviyelerinde yer alan, yaklaşık 5 cm uzunluğunda bir organdır. Kartilaj (kıkırdak) yapılar, bağlar, kaslar ve mukoza zarından oluşur. Larenksin üç ana anatomik bölgesi, kanserin başlangıç noktasına göre sınıflandırma yapılmasını sağlar:
Supraglottik Bölge (Ses Tellerinin Üstü)
Larenksin üst kısmını oluşturan epiglott, aryepiglottik katlantılar, ventriküler bantlar ve larenks ventriküllerini kapsar. Bu bölgede ortaya çıkan tümörler, ses tellerini doğrudan etkilemediği için erken dönemde ses kısıklığı yapmaz; ancak yutma güçlüğü, boğazda yabancı cisim hissi ve boyun tarafına vuran kulak ağrısına yol açabilir. Supraglottik bölgenin zengin lenfatik drenajı nedeniyle bu kanserler, tanı anında %30-50 oranında boyun lenf bezlerine metastaz yapmış bulunur.
Glottik Bölge (Ses Telleri)
Ses tellerinin (vokal kordlar) bulunduğu bölgedir. Glottik larenks kanseri, tüm larenks kanserlerinin yaklaşık %60-65’ini oluşturur ve ses tellerinin üzerinde gelişen tümörler erken dönemde ses kısıklığı yapar. Ses tellerinin lenfatik drenajı sınırlı olduğu için, bu bölgedeki kanserlerin lenf bezlerine metastaz yapma olasılığı nispeten daha düşüktür (%5-10). Bu durum, erken tanı konan glottik kanserlerde prognozun daha iyi olmasının temel nedenidir.
Subglottik Bölge (Ses Tellerinin Altı)
Ses tellerinin altından trakeanın (nefes borusu) başlangıcına kadar uzanan bölgedir. Subglottik kanserler, tüm larenks kanserlerinin yalnızca %5’ini oluşturur ancak sessiz seyreder; nefes darlığı ve stridor (solunum sırasında gürültülü ses) ilk belirtiler olabilir. Bu bölgenin zengin lenfatik ağı nedeniyle metastaz riski yüksektir ve tanı konduğunda sıklıkla ileri evrede olurlar.
Larenks Kanseri Belirtileri
Larenks kanserinin belirtileri, tümörün yerleşim yerine göre farklılık gösterir. Ancak en yaygın şikâyetler ve bu şikâyetlerin altında yatan mekanizmalar şunlardır:
Ses Kısıklığı ve Ses Değişikliği
Üç haftadan uzun süren ses kısıklığı, larenks kanserinin en önemli ve en erken belirtisidir. Glottik bölge tümörlerinde ilk şikâyet olarak ortaya çıkar. Ses kalınlaşması, sesin çatlaması, sesin pesten düşmesi veya konuşurken çabuk yorulma gibi değişiklikler dikkat çekici olabilir. Özellikle sigara içen 40 yaş üzeri erkeklerde kalıcı ses kısıklığı, mutlaka KBB değerlendirmesi gerektiren bir uyarı işaretidir. Ses kısıklığı hiçbir zaman “sigaradan olmuştur” diyerek göz ardı edilmemeli; altında yatan ciddi nedenler mutlaka ekarte edilmelidir.
Yutma Güçlüğü (Disfaji)
Özellikle supraglottik tümörlerde belirgin olan yutma güçlüğü, başlangıçta katı gıdalarda hissedilir ve ilerleyen dönemde sıvı gıdalara doğru kötüleşebilir. Ağrılı yutma (odinofaji) ve yutma sonrası kulak ağrısı da eşlik edebilir. Yutma güçlüğü tek başına da önemli bir KBB belirtisi olarak değerlendirilmelidir.
Boğazda Yabancı Cisim Hissi
Hasta, boğazında bir şey takılımış gibi hissedebilir. Bu özellikle supraglottik lezyonlarda erken dönemde ortaya çıkar ve genellikle tek taraflı kulak ağrısı (otalji) ile birlikte görülür. Kulak ağrısının larenks kanseri ile ilişkisi, glossofaringeal sinirin referans ağrı mekanizmasıyla açıklanır.
Nefes Darlığı ve Stridor
Tümör larenks lümenini daralttıkça, hasta nefes almakta güçlük çeker. İlerleyen olgularda istirahatte bile duyulabilen stridor gelişebilir. İnspiratuar (nefes alırken) veya bifazik stridor, larenks obstrüksiyonunun ciddiyetini gösterir. Bu durum acil KBB değerlendirmesi ve potansiyel acil hava yolu müdahalesi gerektirir.
Öksürük, Kan Tükürme ve Ağız Kokusu
Kronik öksürük, balgamda kan görülmesi (hemoptizi) ve kötü ağız kokusu (halitozis) larenks kanserinin diğer önemli belirtileridir. Tümör yüzeyindeki ülaserasyonlar hemoptiziye, nekrotik doku parçaları ise halitozise yol açar. Özellikle sigara öyküsü olan hastalarda bu belirtiler ciddiye alınmalıdır.
Boyun Lenf Bezlerinde Şişlik
İleri evre olgularda, kanserin boyun lenf bezlerine metastaz yapması sonucu boyunda sert, ağrısız ve sabit şişlikler ortaya çıkar. Supraglottik tümörlerde erken dönemde bile lenfadenopati görülebilir; bu nedenle boyun muayenesi, larenks kanseri değerlendirmesinin ayrılmaz bir parçasıdır.
Larenks Kanseri Risk Faktörleri
Larenks kanseri gelişiminde rol oynayan başlıca risk faktörleri ve bunların etki mekanizmaları şunlardır:
Sigara ve Tütün Kullanımı
Sigara, larenks kanserinin en güçlü ve en modifiye edilebilir risk faktörüdür. Sigara içenlerde gırtlak kanseri riski, hiç içmeyenlere göre 5-25 kat artar. Paket-yıl (günde içilen paket sayısı × yıl) arttıkça risk oranı da paralel şekilde yükselir. Puro, pipo ve dumansız tütün ürünleri de benzer şekilde riski artırır. Sigaranın bırakılmasından sonra risk kademeli olarak azalır; ancak hiç içmeyenlerle aynı seviyeye inmesi 10-15 yıl alabilir. Bu süre zarfında bile eski içiciler, hiç içmeyenlere kıyasla daha yüksek risk taşımaya devam eder.
Alkol Tüketimi
Alkol, özellikle sigara ile birlikte kullanıldığında sinerjistik etki gösterir ve riski 30-100 kata kadar çıkarabilir. Ağır alkol tüketimi yalnız başına da riski 2-5 kat artırırken, sigara ile birlikte bu etki katlanarak artar. Supraglottik larenks kanseri ile alkol ilişkisi, glottik kansere göre daha belirgindir. Alkolün mukoza üzerindeki direkt toksik etkisi ve karaciğerdetoksifikasyonundaki değişiklikler, karsinojenez mekanizması içinde yer alır.
İnsan Papilloma Virüsü (HPV)
Son yıllarda HPV enfeksiyonunun, özellikle supraglottik ve orofarenks kanserleriyle ilişkisi gösterilmiştir. HPV-16 ve HPV-18 serotipleri en sık suçlanan tiplerdir. HPV pozitif larenks kanserleri, HPV negatif olanlara göre daha iyi prognosa sahiptir ve radyoterapiye daha iyi yanıt verir. Aşılama programlarının yaygınlaşmasıyla gelecekte HPV ilişkili baş-boyun kanserlerinde azalma beklenmektedir.
Mesleki Maruziyet ve Çevresel Faktörler
Asbest, ahşap tozu, boyalar, sülfürik asit buharları, izopropil alkol ve çelik eritme proseslerindeki maddelere mesleki maruziyet, larenks kanseri riskini artırır. Endüstriyel alanlarda çalışanlarda koruyucu ekipman kullanımı ve düzenli KBB kontrolü hayati önem taşır. Ayrıca düşük sosyoekonomik düzey, yetersiz beslenme ve A vitamini eksikliği de risk faktörleri arasında sayılmaktadır.
Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GERD) ve LPR
Kronik laringofaringeal reflü, larenks mukozasında uzun süreli irritasyona neden olarak potansiyel premalign değişikliklere zemin hazırlayabilir. Laringofaringeal reflü (LPR) şikâyetleri olan hastalarda larenks mukozasının kronik inflamatuar değişiklikleri, uzun vadede displazi ve karsinoma gelişimine katkıda bulunabilir.
Larenks Kanseri Tanı Süreci
KBB uzmanı, detaylı öykü ve fizik muayene sonrasında aşağıdaki tanı yöntemlerini kullanır:
KBB Muayenesi ve Endoskopik Değerlendirme
Ofis koşullarında rijit veya fleksible laringoskopi ile larenksin doğrudan görüntülenmesi, ilk adımdır. KBB endoskopik muayene, ses tellerinin hareketliliğini, lezyonun yerleşimini, yüzey özelliklerini ve yaygınlığını değerlendirmede vazgeçilmezdir. Videolaringostroboskopi ile ses tellerinin titreşim paterni ve mukozal dalga hareketleri incelenebilir; bu, invaziv lezyonların erken saptanmasında önemli bir araçtır.
Görüntüleme Yöntemleri
Boyun ultrasonografisi, tiroid ve boyun lenf bezlerinin değerlendirilmesinde ilk basak görüntüleme yöntemidir. Bilgisayarlı tomografi (BT), kıkırdak invazyonu ve larenks dışına yayılımı göstermede üstünken; manyetik rezonans görüntüleme (MRG), yumuşak doku tutulumunu daha iyi değerlendirir. Pet-CT, uzak metastaz taramasında, tedavi yanıtının değerlendirilmesinde ve rezidüel hastalığın saptanmasında önemli rol oynar.
Biyopsi ve Patolojik Değerlendirme
Tanıyı kesinleştirmek için endoskopik biyopsi gereklidir. Genel anestezi altında direkt laringoskopi ile alınan biyopsi örneklerinin patolojik değerlendirmesi, tümörün histolojik tipini (genellikle skuamöz hücreli karsinom, %95-98) ve diferansiyasyon derecesini belirler. Well-differentiated (iyi diferansiye) tümörler daha iyi prognosa sahipken, poorly differentiated (kötü diferansiye) tümörler agresif seyirlidir.
Larenks Kanseri Evreleme
Larenks kanseri, uluslararası TNM sınıflamasına göre evrelenir. T (tümör boyutu ve invazyon derinliği), N (bölgesel lenf bez tutulumu) ve M (uzak metastaz varlığı) parametreleri kullanılır. Evreleme, tedavi seçeneklerinin belirlenmesinde ve prognozun değerlendirilmesinde kritik öneme sahiptir. Early-stage (Stage I-II) hastalıkta tek başına radyoterapi veya organ koruyucu cerrahi uygulanabilirken, locally advanced (Stage III-IV) olgularda multimodal tedavi (cerrahi + radyoterapi ± kemoterapi) gereklidir.
Larenks Kanseri Tedavi Seçenekleri
Cerrahi Tedavi
Cerrahi yaklaşım, tümörün yerleşimine, evresine ve hastanın genel durumuna göre belirlenir:
Endoskopik Laser Cerrahisi (Transoral Laser Mikrocerrahi): Erken evre glottik ve supraglottik kanserlerde, larenksin dışından kesi yapmadan, ağız içinden erişimle lazer kullanılarak tümör çıkarılabilir. Bu teknik, hastanede kalış süresini kısaltır ve ses kalitesini en iyi düzeyde korur.
Kordektomi: Sadece ses tellerini etkileyen erken evre glottik kanserlerde uygulanır. Ses teli bir kısmı veya tamamı çıkarılabilir; endoskopik yoldan veya açık cerrahi ile gerçekleştirilebilir.
Laringektomi Türleri: Kısmi laringektomi (larenksin bir bölümünün çıkarılması), hemilaringektomi (larenksin yarısının çıkarılması) veya total laringektomi (larenksin tamamen çıkarılması) şeklinde sınıflandırılır. Total laringektomi, ileri evre kanserlerde uygulanan ve hastanın doğal ses kaynağını ortadan kaldıran bir işlem olduğundan, son çare olarak değerlendirilir. Total laringektomi sonrası hastalar, trakeoözofageal prostez, elektrolaringks veya ösofageal konuşma yöntemleriyle yeniden ses elde edebilirler.
Boyun Diseksiyonu: Lenf bez tutulumu olan veya yüksek riskli olgularda, boyun lenf nodlarının cerrahi olarak çıkarılması işlemidir. Seçici (supraomohyoid) veya radikal boyun diseksiyonu uygulanabilir. Terapötik ve profilaktik amaçlı gerçekleştirilebilir.
Radyoterapi
Erken evre (T1-T2) glottik ve supraglottik larenks kanserinde, cerrahiye alternatif olarak tek başına radyoterapi uygulanabilir. Organ koruyucu yaklaşım olan radyoterapi, ses kalitesinin korunmasını sağlar ve lokal kontrol oranları cerrahi ile karşılaştırılabilir düzeydedir. İleri evre olgularda cerrahi sonrası adjuvan radyoterapi, nüks riskini önemli ölçüde azaltır. Modern radyoterapi teknikleri (IMRT, VMAT) sağlam dokuyi korurken tümör dozunu maksimize eder.
Kemoterapi ve Kemoradyoterapi
Kemoterapi, genellikle ileri evre hastalıkta radyoterapi ile kombine (eşzamanlı kemoradyoterapi) veya neoadjuvan (cerrahi öncesi) olarak kullanılır. İndüksiyon kemoterapisine yanıt veren olgularda, organ koruyucu strateji olarak kemoradyoterapi ile devam edilebilir. Sisplatin en sık kullanılan kemoterapötik ajandır.
Hedefe Yönelik Tedaviler ve İmmünoterapi
Son yıllarda EGFR inhibitörleri (setuksimab) ve immünoterapötik ajanlar (pembrolizumab, nivolumab) baş-boyun kanserlerinin tedavisinde yer almıştır. Özellikle nüks ve metastatik olgularda immünoterapi, yaşam süresini uzatan ve yaşam kalitesini artıran bir seçenek olarak değerlendirilmektedir. PD-L1 ekspresyonu yüksek olan tümörlerde immünoterapi ilk basamak tedavide kullanılabilir.
Larenks Kanserinde Erken Tanının Önemi
Larenks kanserinde erken tanı, hem yaşam süresini hem de yaşam kalitesini belirleyen en kritik faktördür. Erken evrede saptanan glottik kanserlerde 5 yıllık sağkalım oranı %90’ın üzerindedir; ancak ileri evrede bu oran %50’nin altına düşer. Total laringektomi gereksinimini ortadan kaldıran organ koruyucu tedaviler, erken tanının en büyük kazancıdır.
Üç haftadan uzun süren ses kısıklığı, açıklanamayan boğaz ağrısı, yutma güçlüğü veya boyun kitlesi varlığında vakit kaybetmeden KBB uzmanına başvurulmalıdır. Sigara ve alkol kullanımını bırakmak, dengeli beslenmek, reflüyü kontrol altında tutmak ve düzenli KBB kontrolleri, larenks kanseri riskini azaltmada etkili önlemler arasındadır. Özellikle risk grubundaki bireylerin yılda bir kez KBB muayenesi yaptırması önerilir.
Op. Dr. Eda Çabuk Horoz ile Larenks Kanseri Değerlendirmesi
Ankara’da KBB uzmanı olarak hizmet veren Op. Dr. Eda Çabuk Horoz, baş-boyun kanserlerinin erken tanısı ve yönlendirmesi konusunda deneyimli bir hekimdir. Ses kısıklığı, yutma güçlüğü, boğazda yabancı cisim hissi gibi şikâyetleriniz varsa, larenks kanseri risk faktörlerinizi taşıyorsanız veya düzenli KBB kontrolü yaptırmak istiyorsanız, muayene ve endoskopik değerlendirme için randevu alabilirsiniz.
Erken tanı, hayat kurtarır. Şikâyetlerinizi ihmal etmeyin ve uzman değerlendirmesinden geçin.



